Bugun...


MEÇHUL


facebook-paylas







BİLGE İLE MUHLİS (II)
Tarih: 24-10-2018 09:36:00 Güncelleme: 29-10-2018 17:52:00


BİLGE İLE MUHLİS ( II )


      Ihlamur ağacı yapraklarını dökmeye başlamıştı. Günler günleri kovalamış güz mevsimi artık kendini tamamıyla hissettirmişti. En son konuşmalarından sonra iki ay geçmişti, ancak hiçbir haber gelmiyordu Bilge'den. Sorular Muhlis'in beynini kemiren kurtçuklar gibi dolanıyordu zihninde. En son konuştuklarında "Hayat bir imtihandır. Varlık dünyası hızla sürüklenirken ebedi âleme,  kazanmak lazım imtihanı." demişti Bilge.
      Yaşadığı hayatı düşündü Muhlis. İstanbul'un küçük bir semtinde, eski ahşap evler arasında, mahalle kültürünün hâkim olduğu Kuzguncuk'ta gözlerini açmıştı yaşama. Babası, annesi ve iki kardeşiyle mutlu bir çocukluk geçirmişti. Yıllara direnen cumbalı ahşap evlerinde yaşamın sıcaklığı sinmişti çocukluğuna. Anne ve babasından aldığı terbiyeyle; hayatta her daim hoşgörüyü esas almış, kimseye karşı bir kini, nefreti olmamıştı. Kendisini Yaradan’ına yakın hissediyordu. Yüreği sükûn içindeydi. Ancak ona en güzel teslimiyetin nasıl olacağına ilişkin cevaplayamadığı sorular bırakmıyordu benliğini. Soruların beyninde dolaştığı bir günde tanımıştı Bilge'yi. Sabah namazı vaktiydi Fatih Cami'nde mihrabın sol tarafında bulunan, hünkâr mahfilinin sütunları altında oturan adam dikkatini çekmişti. Oturuşundan orta boylu olduğu anlaşılan adamın kumral bir yüzü vardı. Büyük kısmı ağarmış olan sakalları temiz ve bakımlıydı. Ona yakın bir yere oturmuştu Muhlis.  Altmış yaşlarında olmalı diye düşünmüştü.
 Yedi tepe üzerine kurulmuş bu şehrin Beyazıt Meydanı'nda belediyeye ait bir bankta oturmuş ikindi vaktinin girmesini bekliyordu Muhlis. Arkadaşı Berk ile beraber gelmişlerdi buraya. Yolda yürürken heyecanlı heyecanlı konuşan Berk "bu dünyada yaşamak için güçlü olmak gerek" demişti. İşte o andan itibaren yine bir soru belirmişti Muhlis'in kafasında;
     Güç nedir? Gerçek güçlü kime denir?
     Muhlis bu sorular arasında düşüncelere dalmışken, Berk heyecanla anlatmaya devam ediyordu. Bugünkü aldığım hisseler epey yükseldi ama bekleyeceğim biliyorum daha da yükselecek bütün veriler, grafikler yükseleceğini gösteriyor. İyi kazandım; ama biraz daha bekleyeceğim diye sürekli tekrarlıyordu.
      Berk'i mahalleden tanırdı Muhlis, zayıf çelimsiz bir çocuktu ilk mektep yıllarında. Mahalle camisine beraber giderlerdi. Mahallede kız erkek karışık oynadıkları "dalya" oyunu çoğu zaman ikisinin rekabetiyle geçerdi. O zayıf ve çelimsiz çocuk nasıl da zikzaklar çizerek koşardı oyunda. Son kiremidi de yerleştirmeyi bitirdiğinde "en güçlü benim" diye bağırırdı Berk. Berk'in ben güçlüyüm diye bağırırken gözlerinde oluşan ışıltıyı sadece babasının cenazesinde görememişti Muhlis. Mahallenin köşesindeki yol ayrımının karşısındaki iğde ağacının yanında küçük bir bakkal işletirdi Berk'in babası. Mahallelinin başı sıkıştığında ilk akla gelen adresti iğde ağacının altı. Önce hal hatır sorulur, biraz sohbet edilir, sonra üzerinde veresiye defteri yazan yıpranmış kalın siyah ajandanın bir sayfası daha dolardı. Babasının beklenmedik ölümü üzerine evin tek oğlu Berk geçmişti dükkânın başına. Daha on sekizine yeni girmişti oysa. Daldığı düşüncelerden Berk'in " on yılda neler oldu gördün mü" sözü ile sıyrıldı Muhlis, anlatmaya devam ediyordu Berk; "ne kadar söylemiştim babama ama anlatamamıştım." Bunun için sattım o köhne dükkânı, aldıklarımı yatırdım hisselere "bak bugün ne durumdayım görüyorsun değil mi" diyordu.
      Babasının ölümünden sonra yıkılan dükkânın yerinde yeni bir bina yükselirken en çok kesilen iğde ağacı acıtmıştı bütün mahallelinin yüreğini. Herkesin bir anısı vardı o iğde ağacının altında. Gün boyunca işte yorgun düşen bedenlerin dinlenme yeriydi o iğde ağacının altı. "Şurada biraz soluklanalım" diye oturulduğunda, yüzünde tebessüm ve elinde taze bir bardak çayla çıkagelirdi mahallenin bakkalı. Çoğu zaman hayatın zorluklarından bahsedilir, eski günlerin güzellikleri yâd edilirdi.
      Müezzinin "Allah-ü Ekber, Allah-ü Ekber" nidaları ile dağıldı Muhlis'in bütün düşünceleri. "vakit geldi" dedi, Berk'e baktı. Berk; "sen git benim işim var" dercesine bir işaret etti. Beyazıt Camii'nin mermer döşeli avlu zemininde ilerlerken, avlu mermerleri arasında geniş kırmızı porfir taşı levhalar dikkatini çekti ve "ne muhteşem bir işçilik" demeden kendini alamadı Muhlis. Namaz bitmişti. Bilge yine adeti olduğu üzere mihrabın sol tarafında oturuyordu. Hangi camide karşılaşsalar hep aynı alanda oluyordu Bilge. Bilge’nin yanına usulca yaklaştı, bağdaş kurarak oturdu Muhlis.
     Güç nedir? Gerçek güçlü kime denir?  dedi birdenbire.
     Sakin bir şekilde başını kaldırdı Bilge. Göz göze geldiklerinde "Gerçek güç (hakikattir) bilgidir. Gerçek güçlü ise bilgisiyle amel ederek o bilginin gereklerini yerine getirebilendir" dedi Bilge. Süleyman (a.s.) güçlüydü dedi Bilge.
     “Andolsun ki biz, …..Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün (güçlü) kılan Allah'a hamd olsun" dediler.(Neml suresi 15.ayet) Verilen ilim sayesinde Süleyman Mısır ve Fırat nehri arasındaki topraklara hükmetti. Ancak adaletten şaşmadı. Malın, mülkün, gücün, ihtişamın, büyüsüne kapılmadı.Ve her daim Rabbine “Ey Rabbim! Bana …. verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir” (Neml Suresi 19.ayet) diyerek dua etti.
     Dünyanın imtihanı zordur dedi Bilge. Dünya insanın paçasından bir tuttu mu bırakmaz. Savrulur gidersin, koşturur koşturur yetişemezsin, daha fazla, daha fazla dersin. Bak sana Pokhom isimli bir kişinin hikâyesini anlatayım dedi Bilge. “Pokhom Volga nehri kenarında yaşayan bir köylüdür. Çok toprak sahibi olmak isteyip elindeki varlığını azımsayan bir kişiliği vardır. Bir başka köyün yaşlıları ile şöyle bir pazarlık yapar:
     Gözünün gördüğü araziden istediğin kadar toprak seçebilirsin. Bir günde ne kadar mesafe gidebilirsen o kadar toprak senin olacak.”
     “Kaça der Pokhom?”
     “Günlüğü bin ruble.(Rusya’nın para birimi) “Bir günde insan çok mesafe gidebilir der Pokhom.”
     “Hepsi senin” der ihtiyar gülerek. “Ama bir şart var. Eğer güneş battığında başladığın yere dönmüş olmazsan toprağı da paranı da kaybedersin.” “Gördüğün her yer bize ait. Bir dikdörtgen çiz, içindeki toprak sana ait olsun.” “Buradan başla” der. Pokhom bin rubleyi yere bırakır ve yola çıkar. “En az elli kilometre yürürüm bir günde” diye düşünür. Beş kilometre yürüdükten sonra sola dönmeyi düşünür ama “daha erken, beş kilometre daha yürüyeyim” diyerek yola devam eder. Sonra sola döner. Yürüdükçe yürür. Toprak o kadar güzel, ağaçlıklar o kadar sıktır ki bir türlü geri dönmek istemez. Birden bire durup geriye baktığında güneşin inmeye başladığını görür. Tepede bekleşenler karınca gibi gözükmektedir. Onlara doğru koşmaya başlar. Nefes nefesedir.
     Neden bu kadar uzağa gittim! Ya her şeyi kaybedersem! diye hayıflanmaya başlar.
     Adımlarını sıklaştırır. Fakat tepenin yamacına vardığında güneş batmıştır. “Burada güneş hâlâ batmadı, acele et” diye bağırır tepenin üstünde bekleşenler. Pokhom son bir gayretle koşar. Sırtından ter boşanarak, bacakları titreyerek, tam güneş ufukta kaybolurken kendini başladığı yerde bulunan rublelerin üzerine atar.  “Bravo” diye bağırır ihtiyar. “Çok toprağın oldu.” Ama Pokhom duymaz. Ağzından kan gelerek ölür. Bir uçtan diğer uca iki metreyi geçmeyen bir çukur açıp onu içine gömerler. İhtiyar bir kahkaha atar. “Yeteri kadar toprağın oldu” der. (Tolstoy’un İnsan ne İle Yaşar eserinden sadeleştirilerek alınmıştır.)
     Muhlis arkadaşı Berk’i düşünürken, Bilge’nin dudaklarından; “Süleyman ne güzel bir kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.”(Sad suresi 30.ayet) sözü döküldü.

     Dünya ve Ahiret dengesini kuran bir toplum olma ümidiye.Selam ve dua ile...
 



Bu yazı 1107 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • İSCEHİSAR MANZARALARI
    İSCEHİSAR MANZARALARI
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. İSCEHİSAR MANZARALARI
  4. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
    Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
  • İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
    İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
  • Bu Fuar'a gidiniz.İscehisar ' destek olunuz.İzleyin Buyurun
    resim yok
  • GİRESUNLULAR ŞEHİTLİĞİ
    resim yok
  • Halk eğitim kurs
    resim yok
  • HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
    HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
  1. Hayvan Heykeli Nasıl Yapılır ?
  2. İscehisar Halk Eğitimi Merkezinin mozaik kursunda
  3. Bu Fuar'a gidiniz.İscehisar ' destek olunuz.İzleyin Buyurun
  4. GİRESUNLULAR ŞEHİTLİĞİ
  5. Halk eğitim kurs
  6. HACI SÜLEYMAN SELEK ÇOK PROĞRAMLI LİSESİNDEN
VİDEO GALERİ
YUKARI